İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Alışverişe devam edin
İlişkiyi Yıpratan İletişim Hataları: Mahşerin Dört Atlısı
gottman26 Şub 20263 dakikalık okuma

İlişkiyi Yıpratan İletişim Hataları: Mahşerin Dört Atlısı

Tartışmalar yıkıcı olmak zorunda mı?

Çiftler günlük yaşantılarında ilişkilerini zedeleyebilecek bazı davranışlar ve iletişim tutumları sergileyebiliyor. Bu tutumlar, bireylerin çocukluğundan bu yana öğrendiği, sahip olduğu düşünce ve davranış şemalarına dayanabiliyor. Bazen bilinçli olarak bazen farkında olmadan söylenen sözler ve sergilenen davranışlar, tekrar ettikçe ilişkinin yıpranmasına hatta bitme boyutuna ulaşmasına sebep olabiliyor. Gottman 20 yılı aşkın araştırmalarında, ilişkisinde tartışma anlarında dört iletişim hatasını tekrar eden çiftlerin ayrıldığını gözlemlemiş. Bu dört zehirli, yıpratıcı ve yıkıcı iletişim tutumuna da mecazi olarak “Mahşerin Dört Atlısı” adını vermiş.


Mahşerin Dört Atlısı

1- Eleştiri: Burada hata, partnerinin yaptığı davranışı ifade etmek yerine bu davranışı genellemek, onun karakterine saldırmaktır. Örneğin, “geç kaldın” yerine “sen zaten hep sorumsuzsun” denmesi yıkıcıdır. Eleştiri savunmayı tetikler, empatiyi öldürür.

2- Aşağılama: En tehlikelisidir. Alay, küçümseme, göz devirme, iğneleme gibi tavırları içerir. “Bunu da mı beceremedin?” tarzında cümleler kurarlar. Aşağılama, çiftleri ayrılığa götüren en zehirli iletişim hatasıdır.

3- Savunmacılık: Sorumluluğu reddetmek ve karşı saldırıdır. Örneğin “Ben mi? Asıl sen geç kaldın!” demek sorunu çözmez, tam tersi tırmandırır.

4- Duvar Örme: Partnerlerin tartışmada içe kapanma, susma, konuşmayı kesme gibi davranışlar sergilemesidir. Bunun sonucunda bağ kopar, karşı taraf yalnız hisseder, hatta kaygılanabilir.

Romantik ilişkilerde bu dört iletişim tarzı fark edilmeden yerleştiğinde, çiftler zamanla kendilerini sürekli bir çatışma döngüsünün içinde bulabilir. Elbette Gottman problemi sadece tanımlamakla kalmamış, her bir “atlı” için bir de antidot (panzehir) önermiştir. Yani bu yıkıcı iletişim tarzlarının yerine koyabileceğimiz sağlıklı alternatifler vardır.


Yıkıcı İletişimin Panzehirleri

1- Eleştirinin Panzehiri: Yumuşak Başlangıç

Partnerinizin kişiliğini eleştirmek yerine davranışına odaklanan, duygu ve ihtiyacınızı ifade eden bir dil kullanmak daha sağlıklıdır. “Sen zaten hep sorumsuzsun” demek yerine “Geç kaldığında kendimi değersiz hissediyorum.” ya da “Zamanında  gelmen benim için önemli, buna dikkat edebilir misin?” demeyi deneyin. Buradaki temel fark kişiliğe değil, davranışa odaklanmaktır. Sen dili yerine ben dili kullanmaktır. Böylece tartışmaya yumuşak bir başlangıç yapmış olursunuz. 

2- Aşağılamanın Panzehiri: Takdir Etmek

Aşağılamanın panzehiri, partnerinizi bilinçli şekilde takdir etmek, saygınızı korumak ve sürdürmektir. Örneğin “Bunu da mı beceremedin?” yerine “Bunu yaparken zorlandığını fark ettim ancak çabanı görüyorum, istersen birlikte deneyebiliriz” diyebilirsiniz. Aynı zamanda günlük küçük takdir cümleleri de partnerinizi gördüğünüzü ve takdir ettiğinizi hatırlatmaya fayda sağlar. Örneğin, “Bugün benim için yaptığın şey çok kıymetliydi.” veya “Yanımda olduğun için teşekkür ederim.” diyebilirsiniz.

3- Savunmacılığın Panzehiri: Sorumluluk Alma

Savunmacılık genellikle “kendimi korumalıyım” hissinden doğar. Fakat ilişki bir savaş alanı değildir. Sağlıklı alternatifi, küçük de olsa sorumluluk almaktır. “Ben mi? Asıl sen geç kaldın!” yerine: “Evet, bugün geç kaldım ve seni beklettiğim için üzgünüm.” ya da “Bu konuda daha dikkatli olabilirim.” demeyi seçin ve partnerinizin rahatsız olduğu konuyu dikkate alın. Sorumluluk almak karşı tarafı yumuşatır. Çünkü artık karşısında bir rakip değil, iş birliği yapabileceği bir takım arkadaşı vardır.

4- Duvar Örmenin Panzehiri: Bilinçli Mola ve Geri Dönüş

Duvar örme genellikle kişinin fizyolojik olarak aşırı yüklenmesinden (kalp atışı artışı, stres, öfke) kaynaklanır. Bu durumda konuşmaya devam etmek işe yaramaz. Ancak burada kritik bir nokta vardır: Sessizce kaybolmak yerine bilinçli mola vermek partnerinizi rahatlatır. Örneğin: “Şu an çok öfkeliyim, 20 dakika sakinleşmeye ihtiyacım var. Sonra konuşmaya devam edelim.” Mola verip gerçekten sakinleşmek (nefes egzersizi, kısa yürüyüş) ve mutlaka geri dönmek bağı korur. Aksi halde karşı taraf terk edilmiş hisseder.


Sonuç olarak, romantik ilişkiler bir anda değil, küçük ama tekrar eden iletişim kalıplarıyla güçlenir ya da yıpranır. Eleştiri, aşağılama, savunmacılık ve duvar örme çoğu zaman bilinçsizce ortaya çıkar; ancak fark edildiğinde dönüştürülebilir. İlişkide asıl mesele haklı olmak değil, bağı koruyabilmektir. Daha yumuşak bir başlangıç yapmak, takdir etmeyi ihmal etmemek, sorumluluk almak ve gerektiğinde sağlıklı bir mola verebilmek; güvenli ve saygılı bir bağın temelini oluşturur. Çünkü sevgi yalnızca bir duygu değil, her gün seçilen bir iletişim biçimidir. Bu yaklaşımları benimseyerek iletişiminizi dönüştürecek, zamanla tartışmanın kötü bir şey olmadığını deneyimleyerek göreceksiniz.

Yazar: Zeynep Yankılıç


Kaynakça

Paylaş