Sağlıklı bir ilişki denince akla çatışmaların olmadığı, olumsuzlukların yaşanmadığı, sakin ve huzurlu bir ilişki dinamiği geliyor değil mi? Fakat Gottman’ın “Güçlü İlişki Evi” modeli güçlü ilişkilerin partnerlerin duygularını, yaşam tecrübelerini, çatışmalarını görmezden gelmediği; her gün atılan minik adımlarla istikrarlı ve uzun vadeli bir yolculuk olduğunu gösteriyor.
Güçlü İlişki Evi modeline göre sağlıklı bir ilişki hem sağlam bir temele hem de doğru becerilerin beraber kullanılmasına dayanır. Sağlıklı bir ilişki uzun vadeli nasıl sürdürülebilir, nelere ihtiyaç ve nelerin yapılması gerekiyor? Bu soruların cevaplarını Gottman’ın bu modelinde bulabilirsiniz. Güçlü İlişki Evi modeli ilişkiyi 7 katlı bir ev olarak resmeder. Alt katlar (zemin) ne kadar güçlüyse sonra üzerine konulan katlar da daha sağlam olur.

1. Kat: Sevgi Haritaları Oluşturmak: Bu kattaki amaç partnerini gerçekten tanımaktır. Çiftlerin birbirlerine günlük hayatını, stresini, hayallerini anlattığı “Bugün nasılsın?” sorusunu sorduğu aşamadır. Sevgi haritası güçlü olanlar partnerinin stres kaynağını hemen bulabilir. “Bu hafta senin için zor geçiyor, sunum vardı.” cümlesi partnerine kendini anlaşılmış hissettirirken, sevgi haritası zayıfsa kişi partnerinin stres kaynağını bilemez ve “Neden bu kadar gerginsin?” diye sorabilir.
2. Kat: İlgi ve Beğeniyi Paylaşmak: Güzel özellikleri fark etmek, takdir etmek, övmek, küçük şeyleri bile anlatmak, karşılıklı saygıyı aktif biçimde canlı tutmak bu katın önemli parçalarıdır. Örneğin sevgi ve takdir olan bir ilişkide: kişinin partnerine “Bugün bunu benim için yapman çok hoşuma gitti, teşekkür ederim.” demesi burada davranışın fark edildiğini ve takdir edildiğini gösterir. Sevgi ve takdirin zayıf olduğu bir ilişkide ise “Zaten yapman gerekiyordu” diyebilirler ve buradaki olumlu davranış görünmez bir hale gelir. Başka bir örnek olarak, partnerlerden biri hata yaptığında diğeri “Herkes unutabilir, sorun değil.” diyebilir eğer sevgi ve takdir ağır basıyorsa ve buradaki hata kişiliğe bağlanmaz fakat zayıfsa “Senden de bu beklenirdi.” denir ve buradaki hata küçümsemeye dönüşebilir.
3. Kat: Birbirine Yönelmek: Partnerlerin küçük bağ kurma sinyallerine cevap vermeyi açıklar. Bu davranışlar tekrarlandıkça çiftler arasında bağ güçlenir, dayanıklılık artar. Örneğin, çiftlerden biri diğerine bugün okulda çok garip bir şey olduğunu söyler ve bu durum bağ kurma sinyalidir. Partneri de ona karşılık olarak “ne oldu, anlatmak ister misin?” diye bir yönelme sorusu sorar. Böylece partneri kendini görülmüş hisseder. Bu olumlu bir durumdur. Fakat “sonra anlatırsın” derse o partner, bu uzaklaşma davranışıdır ve burada bağ kurma anı kaçırılır. Bir başka örnek olarak “Bak gün batımı ne kadar güzel.” dediğinde bir partner karşısındaki “Gerçekten çok güzelmiş.” dediğinde o küçük onaylanma duygusu bile partnerini mutlu ederken “hı hı”cevabı (telefona bakmaya devam ederek) partnerini uzaklaştırmaya yönelik küçük ama ayırt edici bir mesaj olur.
3. katta bu yönelme eylemi aynı zamanda “seni görüyorum” demektir. Mutlu ve memnun çiftler bu sinyallerin hepsine cevap verir/vermeye çalışır. İlişkilerde kopuşlar büyük kavgalarla değil, tekrar tekrar görmezden gelinen küçük anlarla olur.
4. Kat: Olumlu Bakış Açısı: Çiftler tartışırken tartışmada bile iyi niyet olduğunu varsaymak, “bana saldırıyor” yerine “zorlanıyor” diye yorumlamak, pozitif bakış açısıyla olumsuzlukları yorumlamaktır. Bu pozitif bakış açısı tartışmayı yumuşatır.
Olumlu bakış açısı örnekleri:
1- “Mesajımı görmedin sanırım.”
“Evet, yoğundum. Şimdi buradayım.” şeklinde karşılıklı bir iletişim kurarlar ve bu kişisel algılanmaz.
2- “Süt almayı unutmuşsun.”
“Doğru aklımdan çıkmış, yarın alırım.” yine buradaki hata kişiselleştirilmez.
Olumsuz bakış açısı örnekleri:
1- “Neden yazmıyorsun?”
“Sürekli üzerime geliyorsun.” şeklindeki iletişim karşı taraf adına tehdit olarak algılanır.
2- “Sütü yine almamışsın.”
“Evet, ben senin için hiç önemli değilim zaten.” bu kadar basit bir durumu duygusal saldırıya çevirir.
5. Kat: Çatışmayı Yönetmek: Buradaki amaç kazanmak değil, ilişki içinde kalmaktır. Gottman, sağlıklı bir ilişkinin çatışmasız değil, çatışmayı iyi yönetebilen partnerler arasında olduğunu savunur. Bu kat; anlaşmazlıkları yapıcı bir şekilde ele almayı savunur. Odak çatışmayı bitirmek veya kaçınmak değil, yönetmektir. Çatışma sürecinde şunlar yapılabilir:
-
Yumuşak Başlangıç: Tartışmaya suçlama olmadan girmek. Örneğin “Sen hep geç kalıyorsun.” yerine “Sen geç kalınca kendimi önemsiz hissediyorum.” diyerek kendi duygu ve ihtiyacından bahsetmek daha sağlıklıdır.
-
Onarım Girişimleri: Tartışma sırasında çatışmanın şiddetlenmesini veya kontrolden çıkmasını önleyecek davranışlar. Örneğin şaka, gülümseme, sarılma gibi hareketler eklenebilir. Burada partnerinizi hangi girişimin sakinleştirdiği, hangi girişimin kabul göreceği önemlidir.
-
Duygusal Taşmayı Yönetme: Kalp atışı hızlandıkça mantık devreden çıkar. Çözüm olarak 20-30 dakika dinlenme, sakinleşme gerekebilir.
-
Uzlaşma: Özellikle çözülebilir problemlerde her iki taraf da bir şeylerden vazgeçer. Kazanan kaybeden yoktur. Bu aşamada uzlaşma yoksa çözüm de yoktur.
-
Sürekli Problemlerde Diyalog: Kronik problemler için önemli bir yere sahiptir. Partnerin hayalini anlamak, saygılı konuşmak, mizah ve şefkat başa çıkma yöntemleri olarak kullanılabilir. Aklınıza şu soruyu getirebilirsiniz: “Bu sorunla birlikte yaşayabilir miyiz?”
6. Kat: Hayalleri Gerçekleştirmek: Bu katta amaç partnerinin hayaline alan açmak, karşılıklı hayallerini rahat bir şekilde paylaşabilmek ve onlara saygılı olmaktır. İlişki bireysel hayalleri yok saymaz, onları görünür kılacak bir alan yaratmaya yardımcı olur. İlişki, bireysel hayalleri boğmamalıdır. “Benim hayalim” ile “bizim ilişkimiz” arasında denge kurabilirler. Beraber hayal kurmak da ilişkideki “biz” hissini, aidiyeti güçlendirir. İnsanlar ilişkide hayallerini yaşayamıyorsa ilişkiden uzaklaşırlar.
7. Kat: Ortak Anlam Yaratma: Bu katta partnerler birlikte oluşturduğu hedefler, rutinler, semboller, hayata dair ortak anlam gibi ögelerle “biz” duygusu geliştirir. Bu kat, ilişkinin uzun vadede dayanıklı olmasını sağlar. Çiftlerde bu kat güçlü olursa “biz buna birlikte bakarız” güveni oluşur, çift “takım” gibi hisseder, zor dönemler daha kolay atlatılır. Paylaşılan anlam da şu şekilde inşa edilir:
Paylaşılan anlamın güçlü olduğu bir ilişkide “Bu karar bizim için ne ifade ediyor, birlikte düşünelim.” denilmesi kararın bireysel değil, ortak olduğunu gösteriyor. Fakat paylaşılan anlam zayıf olan bir ilişkide “Bu benim hayatım, ben böyle istiyorum.” dendiği zaman ilişkide “biz” düşüncesinin olmadığı, sadece iki ayrı bireyin olduğunu gösterir.
Gottman “Güçlü İlişki Evi” modelinde savunduğu ilişkilerin temelinin güven, olumlu niyet varsayımı ve günlük etkileşimlerde kurulan duygusal bağlar olduğunu vurgular. Bu model çatışmaların yok edilmesini değil yapıcı bir şekilde yönetilmesine yardımcı olur. Partnerlerin bireysel kimliklerini koruyarak ortak bir “biz” anlamı inşa etmelerini hedefler.
Yazar: Zeynep Yankılıç
Kaynakça
- Gottman, J. M., & Silver, N. (2012). What Makes Love Last? How to Build Trust and Avoid Betrayal. New York: Simon & Schuster.
- Gottman, J. M., & Gottman, J. S. (1999). The Seven Principles for Making Marriage Work. New York: Crown Publishers.
- Gottman, J. M., & Gottman, J. S. (2015). 10 Principles for Doing Effective Couples Therapy. New York: W. W. Norton & Company.
Daha fazla oku


