İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Alışverişe devam edin
Koşuşturma Kültürü Gerçekten Faydalı mı?
25 May 20264 dakikalık okuma

Koşuşturma Kültürü Gerçekten Faydalı mı?

Sabah alarm çalıyor ve daha gözümüzü tam açmadan zihnimiz çalışmaya başlıyor. Bugün ne yetişecek? Hangi maile cevap verilecek? Hangi işi bitirmek gerekiyor? Gün boyunca sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz. Dinlenirken bile gerçekten dinlenemiyoruz çünkü içimizde bir ses “Daha verimli olmalısın, durmamalısın” demeye devam ediyor. İşte tam olarak buna “hustle culture” yani koşuşturma kültürü deniyor. Bu yaşam biçimi toksik üretkenliği beraberinde getiriyor. Bugün birçoğumuz yoğun olmayı bir başarı göstergesi gibi görüyor. “Çok yoğunum”, “Hiç vaktim yok” ya da “Sabaha kadar çalıştım” cümleleri bazen fark etmeden bir statü göstergesine dönüşüyor. Sürekli meşgul olmak üretkenlik gibi algılanıyor. Sanki durursak geride kalacağız veya yavaşlarsak başarısız olacağız gibi hissediyoruz.

Sosyal medya kullanımının artması bunun en büyük sebeplerinden biri. Karşımıza sürekli çalışan, her gün yeni bir başarı paylaşan insanlar çıkıyor. Birisi yeni bir işe başlıyor, biri kendi markasını kuruyor, biri sabah 5’te kalkıp spor yapıyor. Tüm bunları görünce kendi hayatımız yetersizmiş gibi hissetmeye başlayabiliyoruz. Oysa sosyal medyada gördüğümüz şey insanların sadece “iyi görünen kısmı”. Kimse tükenmiş hissettiği anları, ağladığı geceleri ya da hiçbir şey yapmak istemediği, kötü geçirdiği günleri paylaşmıyor. Ekonomik ve toplumsal baskılar ise bir diğer sebepler. Özellikle gençler artık sadece çalışmanın yetmediğini düşünüyor. İyi bir okul, iş, stajlar, sertifikalar, yabancı dil, sosyal çevre gibi birçok alanda kendimizi geliştirmemiz gerektiği söyleniyor. Bu yüzden insanlar dinlenirken bile suçluluk hissedebiliyor. Çünkü zihin hep aynı şeyi söylüyor “bir şey yapmalısın.” Psikolojik olarak baktığımızda da bu durumun altında güçlü bir onay ihtiyacı var. Çalıştıkça takdir görüyoruz, başarılı oldukça değerli hissediyoruz. Bir süre sonra kendi değerimizi yaptıklarımızla ölçmeye başlıyoruz. O noktadan sonra kimse baskı yapmasa bile insan kendine baskı yapmaya devam ediyor. Çünkü durmak artık sadece durmak değil; başarısızlık, tembellik ya da yetersizlik gibi hissettirebilir.

Koşuşturma Kültüründe Yaşamanın Olumsuz Sonuçları

  • İlk başta motive edici gibi görünse de uzun vadede tükenmişlik yaratıyor. İnsan zihni sürekli performans modunda kalamıyor. Bu yüzden bir noktadan sonra yorgunluk kronikleşiyor, yaptığımız şeylerden keyif almamaya başlıyoruz. Sadece yetiştirmeye çalışıyoruz.

  • İnsanlarla olan ilişkilerimiz zayıflıyor, kendimize ayırdığımız zaman azalıyor. Daha kötüsü, sürekli çalıştığımızda aslında daha verimsiz hale geliyoruz. Çünkü dinlenmeyen bir zihin yaratıcı ve verimli düşünemiyor.

  • Kaygı seviyemiz artıyor ve zihnimiz sürekli bir şeyleri kaçırıyormuş hissiyle yoruluyor. Aynı zamanda kendi ihtiyaçlarımızı fark etmekte zorlanabiliyor, neyi gerçekten istediğini değil; sadece neyi yetiştirmesi gerektiğini düşünmeye başlıyor.

  • Karşılaştırma alışkanlığı geliştirebiliyoruz. Sürekli başkalarının hayatına bakmak, kendi hayatımızı yetersiz görmemize neden olabiliyor. Bu da öz güveni zamanla zedeliyor.

  • Anı yaşayamama problemi ortaya çıkar. Zihin sürekli bir sonraki işe odaklandığı için bulunduğumuz anın tadını çıkaramayız. Dinlenirken bile aklımız yapılacaklarda kalır. 

  • Karar verme zorluğu yaşayabiliriz. Sürekli olarak yorgun bir zihne sahip olmak en basit kararları bile vermeyi zorlaştırabilir çünkü bu durumda ne istediğimizi düşünmeye bile enerji bulamayabiliriz.

Koşuşturma Kültürüne Kapılmamak için Neler Yapabilirsiniz? 

1- Kendinizi sadece başarılarınızla tanımlamayın. Siz sadece yaptığınız işler, aldığınız notlar ya da başarılarınız değilsiniz. İnsan olarak değeriniz, üretken olduğunuz günlerde de olmadığınız günlerde de aynı kalır.

2- Dinlenmeyi suçluluk gibi görmeyin. Dinlenmek zaman kaybı değil, zihnin ve bedenin bir ihtiyacıdır. Sürekli çalışan bir insan bir süre sonra tükenir. Bazen hiçbir şey yapmamak, sadece durmak bile ihtiyaçtır.

3- Sosyal medya ile aranıza bir sınır koyun. Herkesin mükemmel gibi görünen hayatını görmek fark etmeden baskı yaratabiliyor. Fakat unutmamalısınız ki insanlar genelde hayatlarının sadece iyi tarafını paylaşıyor.

4- Kendi hızınızı kabul edin. Her gün aynı enerjide olmak mümkün değil. Bazı günler çok verimli geçer, bazı günler daha yavaştır. Bu sizi başarısız yapmaz.

5- Boş zamanlarınızı doldurmaya çalışmayın. Sürekli bir şey yapmak zorunda değilsiniz. Sessiz kalmak, yürüyüş yapmak, müzik dinlemek ya da sadece oturmak, zihni toparlar.

6- Kendinize küçük molalar verebilirsiniz. Gün içinde kısa nefes alanları yaratmak bile stresi azaltır. Örneğin telefonu bırakmak, kısa bir kahve molası vermek ya da birkaç dakika dışarı çıkmak iyi gelebilir.

7- Sınır koymayı ve sınırlarınızı korumayı öğrenmelisiniz. Her işe, her mesaja, her sorumluluğa yetişmeye çalışmak sizi tüketir. Bazen “hayır” demek kendinizi korumaktır.

8- Hayatınızı sadece üretkenlik üzerine kurmayın. Hobiler, arkadaşlıklar, aile ile zaman geçirmek ve keyif aldığınız küçük anlar da hayatınızın önemli parçalarıdır. Sadece çalışarak iyi hissetmezsiniz.

9- Yavaşlamayı başarısızlık değil de farkındalık olarak görmeyi deneyin. Bazen durmak, ne istediğinizi anlamanın tek yoludur. Çünkü sürekli koşarken insan çoğu zaman neden koştuğunu unutabiliyor.

Sonuç olarak biz birer makine değiliz. Sürekli üretmek, sürekli ilerlemek zorunda değiliz. Bazen yavaşlamak da ilerlemenin bir parçasıdır. Hatta çoğu zaman insan yönünü ancak durduğunda fark eder. Belki de gerçek olan herkesten hızlı gitmek değil, kendinle aynı ritimde yürüyebilmektir.

Yazar: Psikolog Zeynep Yankılıç

 

Kaynakça

  • Athifah Chairunnisah, & Lilawati Kurnia. (2023). Hustle Culture in Social Media: Exploring the Imagined Success in the Modern Era. Athena: Journal of Social, Culture and Society, 1(4), 180–191. https://doi.org/10.58905/athena.v1i4.151 

  • Bennett, A. A., Campion, E. D., Keeler, K. R., & Keener, S. K. (2021). Hustle culture: Examining the impact of persistent work intensity on burnout and work–life balance. Journal of Applied Psychology. https://doi.org/10.1037/apl0000850 

  • Yin, T.S. & Xuan, K. W. (2023). Hustle Culture: The Perceptions & Reactions of Young Singaporean Millennials. Journal of Undergraduate Research Pioneer Road, 3(1), 96-104. 

Paylaş