Her evde zaman zaman fikir ayrılıkları, kırgınlıklar ve tartışmalar yaşanabilir. Çocuğu etkileyen ebeveynlerinin çatışmayı nasıl sürdürdüğü ve sonrasında güveni yeniden kurup kurmadıklarıdır. Bağırma, hakaret, tehdit, şiddet, uzun süren küslük ya da çocuğun taraf seçmeye zorlanması, evin sürekli bir gerginlik alanına dönüşmesine neden olur. Çocuk yaşananları tam olarak anlamasa bile ses tonlarını, yüz ifadelerini ve evdeki duygusal havayı fark eder. Genellikle bu ortamın etkileri yalnızca çocukluk günleriyle sınırlı kalmaz.
Sinir Sistemi Neden Sürekli Tetiktedir?
Çocukların sinir sistemi güvenli bir ortamda sakinleşir. Ebeveynler arasındaki çatışma sık, yoğun ve öngörülemez olduğunda çocuk, “Birazdan ne olacak?” sorusuyla yaşamaya başlayabilir. Kapı sesi, yükselen bir ses tonu ya da yüz ifadesindeki küçük bir değişiklik, yaklaşan kavganın işareti gibi algılanabilir. Böylece bedenin stres yanıtı tekrar tekrar devreye girer. Bazı çocuklar irkilme, uyku sorunları, karın ağrısı veya huzursuzluk yaşayabilir. Bazıları ise sessizleşir, ortamı yatıştırmaya çalışır ya da kimseye yük olmamak için ihtiyaçlarını geri plana atar. Bu öğrenilmiş tetikte olma hali yetişkinlikte de sürebilir. Kişi belirgin bir tehlike bulunmadığı halde rahatlamakta zorlanabilir, insanların ses tonlarını yakından takip edebilir veya küçük bir gerilimde kötü bir şey olacakmış gibi hissedebilir. Bu tepkiler, geçmişte güvenliği korumaya yarayan uyum biçimleri olabilir.
Duygularla Kurulan İlişki Nasıl Şekillenir?
Kavganın sık yaşandığı bir evde çocuk, yoğun duyguların kontrol edilemez olduğuna inanabilir. Üzüntüsünü, öfkesini ya da korkusunu göstermenin yeni bir sorun çıkaracağından endişe ediyorsa duygularını bastırmayı öğrenebilir.
Bazı çocuklar ebeveynlerin arasını düzeltme sorumluluğunu üstlenir. Bazıları da kavganın kendi davranışları yüzünden çıktığını düşünerek kendini suçlar. Oysa yetişkinlerin ilişkisini düzenlemek çocuğun görevi değildir.
Yine de erken yaşta edinilen bu sorumluluk hissi; ilerleyen yıllarda herkesi memnun etmeye çalışma, sınır koymakta zorlanma veya başkalarının duygularından kendini sorumlu tutma biçiminde görülebilir.
Dikkat ve Hafıza Etkilenebilir mi?
Zihin çevredeki tehlike işaretlerini izlemeye çok fazla enerji ayırdığında derslere, oyuna ya da günlük görevlere odaklanmak güçleşebilir. Uzun süreli stres; dikkat, öğrenme ve hafıza süreçleriyle ilişkili sistemleri etkileyebilir.
Bu yüzden bazı kişiler çocukluk dönemlerini hatırlamakta zorlandıklarını söylerken bazıları kavga anlarını oldukça canlı hatırlayabilir. Günlük yaşamda ise dikkat dağınıklığı, unutkanlık ya da zihnin sürekli olası tehlikelere odaklanması görülebilir. Ancak bu sonuçlar herkeste görülmez. Hafıza pek çok etkene bağlıdır ve çocukluk anılarındaki boşluklar tek başına travmanın kanıtı olarak değerlendirilemez.
Yetişkinlikte İlişkiler Nasıl Etkilenebilir?
Çocuklukta tanık olduğumuz ilişkiler, yakınlığın ve çatışmanın neye benzediğine dair ilk örneklerimizdir. Bazı kişiler gerginliği ilişkilerin olağan bir parçası olarak görebilir ve farkında olmadan benzer dinamiklere yaklaşabilir. Bazılarıysa huzuru güçlü biçimde arar; en küçük fikir ayrılığında geri çekilir, konuşmaktan kaçınır veya ilişkiyi kaybetme korkusu yaşar.
Sakin bir ilişki başlangıçta yabancı, hatta anlaşılması zor gelebilir. Bunun nedeni kişinin çatışmayı istemesi değil, sinir sisteminin tanıdık olanı daha kolay öngörmesidir. Yine de geçmiş, gelecekte kurulacak ilişkilerin değişmez bir senaryosu değildir. Çocuğun mizacı, destek aldığı yetişkinler, çatışmanın yoğunluğu ve ebeveynlerin sonrasında güveni onarabilmesi, bu deneyimin nasıl sonuçlanacağını etkiler.
Geçmişin Etkileri Değişebilir mi?
Beyin ve sinir sistemi yaşam boyunca yeni deneyimlerden öğrenmeye devam eder. Güvenilir ilişkiler kurmak, bedenin gerginlik sinyallerini fark etmek, duyguları adlandırmak ve anlaşmazlıkların her zaman tehlike anlamına gelmediğini deneyimlemek, zamanla yeni bir güven duygusu geliştirmeye yardımcı olabilir. Psikolojik destek de kişinin çocuklukta üstlendiği sorumlulukları fark etmesini, ilişki örüntülerini anlamasını ve daha işlevsel duygu düzenleme yolları geliştirmesini destekleyebilir.
Çocukken yaşananlar bugün verdiğimiz bazı tepkileri açıklayabilir; ancak kim olduğumuzu bütünüyle belirlemez. Yetişkinlik, daha sakin ilişkiler kurmayı ve güven duygusunu yeniden öğrenmeyi mümkün kılan yeni deneyimlere alan açabilir.
Kaynakça
- Davies, P. T., & Cummings, E. M. (1994). Marital conflict and child adjustment: An emotional security hypothesis. Psychological Bulletin, 116(3), 387–411. https://doi.org/10.1037/0033-2909.116.3.387
- Harold, G. T., & Sellers, R. (2018). Annual research review: Interparental conflict and youth psychopathology—An evidence review and practice-focused update. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 59(4), 374–402. https://doi.org/10.1111/jcpp.12893
- Lupien, S. J., McEwen, B. S., Gunnar, M. R., & Heim, C. (2009). Effects of stress throughout the lifespan on the brain, behaviour and cognition. Nature Reviews Neuroscience, 10(6), 434–445. https://doi.org/10.1038/nrn2639
- Repetti, R. L., Taylor, S. E., & Seeman, T. E. (2002). Risky families: Family social environments and the mental and physical health of offspring. Psychological Bulletin, 128(2), 330–366.
Daha fazla oku


